Tozpembe dönemlerimizdi çocukluk yıllarımız. Hayaller kurduğumuz, oyunlar keşfettiğimiz, dostluğu öğrendiğimiz, özgürlüğü tanıdığımız yıllardı. Mahalle kültürümüz vardı. Mahallede tüm komşular birbirini tanırdı. Mahalle içinde kendimizi güvende hissederdik. Sek sek oynar, ip atlar, maç yapar, istop oynardık. Kısıtlı sayıdaki oyuncaklarımızın yanı sıra bazen bulduğumuz bir tahta parçasını oyuncak araba, bir kâğıdı çeşitli şekillere sokup bazen şeytan uçurtması, bazen uçak, bazen gemi yapabilirdik. En önemlisi hayal kurabilirdik. Bayramlar, doğum günleri gibi özel günler için heyecanlanırdık. Her gün nedensiz hediyeler alamazdık anne babalarımızdan. Hediyeyi hak etmek için ya özel bir gün ya da önemli bir başarı gerekirdi.
Günümüzde ki çocuklarımızı düşünecek olursak, bizden çok daha başka bir dünyada yaşadıklarını görebiliriz. Öncelikle hayal kurmayan çocuklarımız var. Ne isterlerse ne hayal ederlerse televizyon karakterlerinden, bilgisayar oyunlarından, gelişmiş oyuncaklardan bulabilirler. Neye ulaşmak isteselerse ertesi gün aile büyükleri çifter çifter hediye etmekte. İstemeleri ya da ulaşamadıklarında gözyaşı dökmeleri sahip olabilmeleri için yeterli.
En güvenlikli sitede de otursak hangimiz okul öncesi dönemdeki çocuğumuzu bağımsız tek başına dışarıda bırakabiliyoruz? Kaçımızın çocukları bilgisayar, Play Station, ateri oyunlarına karşı arkadaşlarınla oynadıkları grup oyunlarını, sek sek oynamayı, saklambaç oynamayı, gölge oyunları oynamayı tercih ediyor? Durum bu olunca da etrafımızda hep, yalnızlaşmış, içe kapanmış, hayal etmeyen, heyecan duymayan, ne istediğini bilmeyen, hiç bir şey karşısında mutlu olmayan, depresif ruh hali içinde ve sosyal ortamlarda kendini ifade edemeyen çocuklar görüyoruz.
Çocuğun bireyselleşmesi, sosyalleşmesi, psikolojik ve fiziksel gelişimi için çok önemli bir dönemdir okulöncesi dönem. Günümüzün çocukları, anne ve babaları gibi geniş bir aile yapısı içinde çok kardeşli ortamlarda değil, genellikle ebeveynlerinin tek evladı olarak büyüyor. Bu durum birçok ayrıcalığı beraberinde getirse de tek başına veya iki kardeş büyüyen çocukların gelişimlerinde birçok sıkıntı yaşanabiliyor. Günümüzde bu çocukların imdadına, okul öncesi eğitim alabileceği ve birçok arkadaşa sahip olabileceği anaokulları yetişiyor.
Anaokulunun en temel hedefi eğitim hayatını, okulu tanıtmak sevdirmek olsa da, en önemli misyonu çocukların sosyalleşmesini sağlamak, grup içinde kendilerini ifade edebilme becerilerini kazandırmak, yaratıcılık duygularını geliştirmek, eğitici oyun set ve programları ile bilişsel gelişimlerini desteklemek, çeşitli fiziksel oyun ve egzersizler ile ince motor ve kaba motor gelişimlerini desteklemek, dolayısıyla çocuğun hem sosyal hem psikolojik hem fizyolojik gelişimini desteklemektir. Ayrıca çocuk anaokulu eğitimi alırken aynı zamanda kuralları tanımakta, uyum sağlamayı öğrenmektedir. Bu evreden geçmeyen çocuk ilköğretim yıllarında okul ile ilk kez tanıştığında, her istediği yapılan tamamen özgür bir dönemden sonra kendini birden kısıtlanmış hissedebilir. Bu süreçte çocuklarda okula karşı isteksizlik, depresif ruh hali, içe kapanıklık, sinirlilik, asi davranışlar gibi birçok durum kendini gösterebilir.
Günümüzde çalışan anne babalar anaokulu yerine bakıcıları ya da aile büyüklerinin çocuklarına bakmalarını tercih edebilmektedir. Çocuklar tüm gün evin içinde kısıtlı zamanlarda sosyal ortamlara çıkarak televizyon ve bilgisayar ile daha çok vakit geçirebilmektedirler. Çocuk evde hep aynı kişiyi görmekte, hep aynı oyuncaklar ile oynamakta ve aynı düzende günlerini geçirmektedir. Bu durum, yaş dönemi gereği çocuğun her alanda hızlı bir şekilde gelişim yaşadığı bu dönemlerinde, gelişimini sekteye uğratmakta, bilişsel anlamda yerinde sayması yanında zaman zaman geri adımlar atmasını sağlayabilmektedir.
2.5 yaştan itibaren haftanın belli günleri oyun grupları ile çocuklarımız anaokulu ile tanışmalıdır. Bu noktada en önemli süreç doğru bir anaokulu seçimidir. Yanlış metodların uygulandığı, sadece bakım hizmeti veren, profosyonel kadroya sahip olmayan, anne babaya ilk günden itibaren kapılarını kapatan anaokulları da çocukların gelişimlerini olumsuz olarak etkileyebilmektedirler.
Anaokulunun önemi konusunda bilinçli olan siz saygıdeğer velilerimiz, her zaman okul yönetiminden randevu alarak benimle çocuğunuz ile ilgili birebir görüşmeler yapabilirsiniz.
Çocuklarımızın sağlık, mutluluk ve başarı içinde büyümesi dileklerimle…
Kübra Güven Dirican
Uzm. Klinik Psikolog
|